Manisa'da zeytin hasadı öncesi üreticilere eğitim
Manisa'nın Salihli ilçesinde, 2026 zeytin hasat sezonu öncesinde Kolivese tarafından hasat çalışanlarına yönelik uygulamalı bir eğitim programı düzenlendi. Tarım ve Orman Bakanlığı uzmanlarının katılımıyla gerçekleştirilen programda, kaliteli ürün elde etmek için doğru hasat teknikleri ve hijyen kuralları aktarıldı.
Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı Akyar Mahallesi'nde, Demirköprü Barajı yakınlarında zeytin hasadı öncesinde teorik ve uygulamalı bir eğitim düzenlendi. 12-13 Ekim tarihlerinde iki grup halinde gerçekleştirilen programda, hasat çalışanları ve ekip sorumluları bilgilendirildi. Eğitimlerin ardından bölgede zeytin hasadı gerçekleştirilirken, sürecin verimli ve kaliteli ürün elde edecek şekilde yönetilmesi hedeflendi.
Yeniçağ'da yayınlanan habere göre, eğitim programı Kolivese tarafından organize edildi ve Tarım ve Orman Bakanlığı uzmanları tarafından verildi. Program kapsamında doğru hasat teknikleri, ekipman kullanımı, hijyen, ürünün taşınması ve iş sağlığı ve güvenliği konularında detaylı bilgiler paylaşıldı. Yarım günlük eğitimlerde hasat zamanının belirlenmesi, ürün kayıplarının azaltılması ve temel hijyen kuralları ele alındı. Ayrıca budama, sulama, gübreleme ve ilaçlama gibi tarımsal uygulamaların ürün üzerindeki etkileri ile değişen çevre koşullarının hasat sürecine yansımaları anlatıldı. Katılımcılara zeytin ağacına zarar vermeden hasat yapılması, dalların ve sürgünlerin korunması ile ürünün uygun koşullarda taşınmaya hazırlanması uygulamalı olarak gösterildi.
Kolivese Genel Müdürü Harun Celal Arslan, bölgenin coğrafi özelliklerinin zeytincilik açısından büyük avantaj sağladığını belirtti. Arslan, Demirköprü Barajı'nın oluşturduğu mikroklima, arazinin eğimi ve toprak yapısının zeytinin aromasını ve polifenol değerini yükselttiğini ifade etti. Arslan, "Bugün burada toplanmamızın çok özel ve heyecan verici bir sebebi var. Son günlerde farklı bölgelerden zeytin hasadı haberlerini gururla takip ediyorduk. İşte bugün o bereketli hasat kervanına güzel Manisa'mızda, bu eşsiz coğrafyada bizler de katılıyoruz. Bulunduğumuz bu nokta; arkamızda uzanan Demirköprü Barajı'nın oluşturduğu özel mikroklima, arazinin eğimi, rüzgar koridoru ve toprak yapısıyla zeytincilikte kendini tamamen ayrıştıran bir havza. Baraj gölünün getirdiği serin hava sirkülasyonu ve gece-gündüz sıcaklık farkı, zeytinimizin aromasını, meyvemsiliğini ve polifenol değerini bambaşka bir seviyeye taşıyor. Bizler de bugün bu bereketi topraktan sofralara taşımak için 'Bismillah' diyoruz" dedi.
Türk zeytinyağının markalaşması gerektiğine vurgu yapan Arslan, yıllarca dökme olarak ihraç edilen ürünlerin artık kendi markalarıyla dünya pazarına sunulması gerektiğini savundu. Arslan, "Burada en temel meselemiz sadece zeytin toplamak değil, bir vizyonu ortaya koymaktır. Yıllarca bu coğrafyanın en kıymetli yağları dökme olarak ihraç edildi, başka ülkelerin etiketleriyle dünya sofralarına sunuldu. Artık bu hikayeyi değiştirmek zorundayız. Bizim zeytinyağımız; nefasetiyle, düşük asit oranıyla ve yüksek antioksidan değerleriyle zaten dünya standartlarının üzerinde bir kalitedir. Asıl hedefimiz, bu eşsiz kaliteyi kendi markalarımızla, kendi ambalajımızla ve coğrafi kimliğimizle küresel ligde zirveye taşımaktır. Türk zeytinyağının bayrağını New York'tan Tokyo'ya, Londra'dan Paris'e raflarda dalgalandırmak, bir ham madde satıcısı değil, aranan bir dünya markası olmak zorundayız" şeklinde konuştu.
Hasat sürecinde insan emeğine ve eğitime verdikleri değerin altını çizen Arslan, erken hasadın kalite açısından önemine dikkat çekti. Arslan, "Bizim için hasat sadece daldan ürün toplamak, bir tonaj yarışına girmek değildir. Biz hasada daldan önce, insana ve eğitime verdiğimiz değerle başlıyoruz. Çünkü çok iyi biliyoruz ki en kusursuz zeytinyağı sıkım tesisinde değil, dalın başında ve o dala dokunan ellerin bilincinde başlar. Tercihimizi çok yağ almaktan değil, toprağın hakkını veren, polifenolü ve besin değeri en yüksek olan erken hasattan yana kullanıyoruz. Zeytini incitmeden, yere düşürmeden, hava alan kasalarda ve hiç bekletmeden sıkıma ulaştırmanın inceliklerini konuşuyoruz. Üstelik burada verdiğimiz bu eğitimler sadece bizim zeytinliğimizle sınırlı kalmıyor. Hasatta ter döken emekçi kardeşlerimiz bölgedeki diğer bahçelerde de çalıştığı için doğru hasat kültürü dalga dalga tüm havzaya yayılıyor, kayıplar önleniyor ve Manisa'mızın zeytin kalitesi topyekun yukarı taşınıyor" açıklamasını yaptı.
Sezonda bereketli bir rekolte beklense de artan maliyetlerin üretici üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Arslan, ihracat kanallarının açık tutulmasının önemine işaret etti. Arslan, "Bu sezon genel olarak mevsim koşulları iyi seyretti ve Akdeniz çanağındaki dalgalanmalara rağmen ülkemizde bereketli bir rekolte, yani bir 'var yılı' beklentisi var. Bu elbette sevindirici. Ancak sahadan gelen bir ses olarak açık yüreklilikle ifade etmek gerekir ki rekoltenin yüksek olması tek başına üreticimizin yüzünün güleceği anlamına gelmiyor. Bugün hasat işçiliğinden akaryakıta, sıkım bedellerinden ambalaj ve lojistiğe kadar katlanan maliyetler üreticimizin omzunda çok ciddi bir yük oluşturuyor. Ürün dalda çok olabilir ama o ürünü katma değere dönüştüremediğimiz, emeğin karşılığını alamadığımız sürece 'var yılı' üreticiye bayram havası yaşatamıyor" dedi.
İç piyasadaki arz baskısının üreticiyi ezmemesi için Ticaret Bakanlığı'ndan beklenen desteklere değinen Arslan, ambalajlı ve markalı ihracatı teşvik eden paketlerin sektör için can suyu olacağını ifade etti. Arslan, "İç piyasada oluşabilecek arz baskısının üreticiyi ezmemesi ve Türk zeytinyağının küresel pazarda hak ettiği yeri alabilmesi adına Ticaret Bakanlığımızın hazırlayacağı kapsamlı bir ihracat ve prim destek paketinin sektörümüze çok ciddi bir can suyu olacağına yürekten inanıyoruz. Özellikle dökme değil, ambalajlı ve markalı ihracatı teşvik eden bu destekler hem üreticimizin alın terini koruyacak hem de dünya sofralarında markalarımızın gücünü pekiştirecektir" diye konuştu.
Arslan, sözlerini Tarım ve Orman Bakanlığı ile bölgedeki üreticilere teşekkür ederek tamamladı. Arslan, "Bu meşakkatli ama onurlu yolculukta hiçbir zaman yalnız yürümedik. Sahada her daim üreticinin yanında olan, projeleriyle ve rehberliğiyle ufkumuzu açan başta Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Sayın Bakanımız İbrahim Yumaklı'ya ve sahadaki özverili çalışmaları için Manisa Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüzün kıymetli kadrolarına şükranlarımızı sunuyoruz. En büyük teşekkürü ise bu toprakları aşkla işleyen, gece-gündüz demeden üreten, tecrübesini ve dayanışmasını bizden esirgemeyen çevre çiftçilerimize, bölgedeki üretici dostlarımıza ve hasat emekçilerimize borçluyuz" ifadelerini kullandı.
TürkAta Haber Ajansı